Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Çanakkale

Arkadaşlarım

Akçakoca’daki tatilimizden sonra ilk mola yerimiz Adana oluyor.Mola dediysem ;10 aylık bir sürecin sonuda ancak gelebildiğimiz için ,yaklaşık bir aylık bir mola bizimkisi….Tüm sıcağa ve nefes almamızı bile engelleyen neme rağmen ;inançlarımızın ruhlarımızı serinleteceği inancı ile hareket etmenin doğru olduğunu düşünü

 Sıcak nedeniyle,günün büyük bir bölümünü evin en serin yerinde geçiriyoruz.Ancak,akşam üstü serinliği bir nebze de olsa hissedildiğinde dışarıya çıkma imkanı buluyoruz.Yine böyle bir günde ailecek dışarıya çıktık.Mağazalardan birine girdiğimizde 3,5 yaşındaki oğlumda etrafta dolaşmaya başladı.Kısa bir süre sonra ,kapıdan dışarıya çıktığını gördüm.Uzaklaşması ihtimaline karşın yanına gittim.Yere eğilmiş ,bir şeyler topluyor gibiydi.O anda dikkatimi çekmeyen şeyin karınca olduğunu fark etmem uzun sürmedi.

 Şapkasının yanlarında küçük cepler vardı.”Bunların içine ne koyabilirim?” diye epeyce soru sormuştu.Para,oyuncak arabalarım…gibi bir çok tahminden sonra ,oğlum cepleri hangi amaçla kullanacağına karar vermiş görünüyordu.Evet…Yerden topladığı karıncaları, teker teker şapkanın sol tarafında ki cebe koyuyordu.Olayı anlamaya çalışırken gerekli açıklama oğlum tarfından yapılmıştı.”Onlar benim arkadaşlarım”Ne denebilirdi ki bu açıklamadan sonra…

Mağazadan ayrılırken ,orada çalışanlara bir karınca hediye etmeyi ihmal etmemişti.Eve ulaşıncaya dek ,karıncaların düşüp düşmediğini kontrol ettik.

Çiçekler

3 günlük ;oldukça kısa bir o kadar dolu dolu geçirdiğimiz tatilimizin sonu gelmişti.Buradan ayrılmadan önce, paylaşmak istediğim bir film karesi daha var.Hemen hemen tüm evlerin bahçelerinde,balkonlarında aynı çiçeği görmek mümkün…Tek bir farkla ,RENKLERİ…Beyaz,mavi,mor,pembe…..

Hanife Teyze

Camiyi ziyaretimiz sırasında bizden başka kimse yoktu etrafta…Vakit namazımızı eda edip dışarı çıkacakken ilginç bir şey gözüme çarptı.Gelişi güzel dışarıya bıraktığım ayakkabılarımın ,misafirlere gösterdiğimiz hizmetin yansıması olacak şekilde düzeltilip,çevrilmiş olduğunu gördüm.Beni şaşırtan bu olay üzerinde düşünme gereği duymadım.

Dere kenarında ailecek verdiğimiz çay molasında ,bize doğru yaklaşmakta olan bir kadın gördük.Tüm sıcaklığı ile yapılan  “hoş geldiniz” karşılamasından sonra ,beraber çay içmeye devam ediyoruz.Bir oğlu ve gelini ile caminin hemen arkasındaki evde oturduğunu öğreniyoruz.Camiye giren çıkanları kontrol  ettiğini ,kapı açık bırakıldığı taktirde “hayvanların cami içine girme riski” olduğunu söylüyor.

Buranın tadilatı yapıldıktan sonra ziyaretçi sayısını ifade edebilmek için ” koca koca arabalarla geliyorlar diyor.Tadilatın iyi bir icraat olduğunu söylerken ,bazı olumsuzluklarının da olduğunu ifade etmeden geçemiyor.Ben çocukken diye başlıyor söze;”camiden tesbih ve zikir sesleri gelirmiş.Caminin yanındaki derede zaman zaman bazı zatları abdest alırken görünürmüş.Bu anlatılanlar “doğru mudur ?” yoksa masalsı bir tat mı taşımaktadır bilinmez .Ama bu günlerde cümlenin sonunda ,bu olayların artık geçmişte kaldığını ifade ediyor.

Sohbetin sıcaklığı ile soğumayan çaylarımızı yudumlarken yavaş yavaş ayrılık vakti de yaklaşmakta idi.Hanife teyzenin son sözleri ”Siz misafirsiniz.Ama ben gelip sizin çayınızı içtim.Bir daha ki gelişinize yemek yemeden göndermem .Nasipte onca uzaktan gelen sizlerin çayını içmekte varmış” oldu.

Bu mekandan ayrılırken ,yeni bir yer tanımanın mutluluğu yanında ,neden olduğuna anlam veremediğim bir hasret gidermişlik ile geriye dönüyordum.Hanife teyzenin sohbetinde,gözlerinde,bana hissettirdiği duyguda; kaybettiğim babaannemi kısa süreliğine de olsa bulmuş oldum.

Orhan Gazi Camii

Zaten kısa olan tatilimizin son günlerine yaklaşmakta iken;görmeden gitmek istemediğimiz yerleri ziyaret için start verdik.Akçakoca’ya Ereğli tarafından girildiğinde yeşillikler içinde size göz kırpan köyler tarafından karşılanırsınız.Küçücük bir tabelayı fark edebilme ayrıcalığına erişirseniz “ORHAN GAZİ CAMİİ” ne ulaştırır sizi…Sağlı,sollu fındık ağaçlarının süslediği yol ;camiye ulaşmamızda rehberlik ediyor.

Ulu çınar ağaçlarının gölgesinde ,yanında akan derenin şırıltısı ile cennetten bir köşe sanki…Böyle bir yerde,ecdadın tüm maneviyatı ile temellerini attığı bir eseri görmek ;tarifi mümkün olmayan bir mutluluk hissettiriyor bize…

Caminin nasıl ve ne zaman yapıldığını öğrenince ,bir kez daha küçüldüğümü hissediyorum.Sadece; böyle bir ecdadın neslinden olduğum için gurur duymakla yetiniyorum.

Orhan Gazi ,komuta ettiği askerleri ile bu bölgeye fethe gelir.Fakat,aylardan aralıktır.Ve kış şartları çetindir.Kışın geçmesini beklemek mecburiyeti ile karşı karşıya kalınınca ,ikamet amacıyla bu cami inşa edilmiş.Daha yakın bir tarihe kadar yıkılma tehlikesi ile burun buruna kalmış.Ama bir şekilde ,”kaderine terk edilmemiş.”Her şeye rağmen “ bu hikayenin sonunu ,kadere terk edilmişlik ile sonlandırmayanlara teşekkürler….

Cumayeri

Tatilde olmamıza rağmen ,ikamet ettiğimiz yerin kurallarına uyarak saat 9:00’da,istemez isek de ;kahvaltı salonuna gittik.Deniz manzaralı ,uzun bir kahvaltının hemen akabinde günün planını yaptık.Çocukların gönlünü edebilmek adına ,ilk sırada denize girmek yer aldı.İkinci olarak,gezebileceğimiz yerleri tespit ettik.

Denizde geçirilen saatlerin ardından,CUMAYERİ (cumayanı ) adı ile bilinen mesire yerine geldik.Asırlık çınarların ağaçlarının bulunduğu bir alan…4-5 kişinin ancak çevreleyebileceği bir gövdeye sahip ,tarihi sütunlar…Yıllara inat ,tüm vefasızlıklara rağmen ayakta…

Cumayeri ,eskiden civardaki yerleşim yerlerinden alışveriş amaçlı gelinen ve Cuma namazının da eda  edildiği bir yermiş.Asırlık çınar ağaçları yalnızlıklarını; o günlerden dostlukları bulunan eski bir hamamla paylaşıyor.Şimdilerde ise;piknik amacıyla gelen insanlara hizmet vermekteler.

Gün Batımı

Yorucu bir günün ardından kalan son enerjimizi de ;”CENEVİZ KALESİ” nde güneşin batışını izlemede kullanmak için yola çıktık.Kale girişinde sağ ve sol tarafta olmak üzere iki aslan heykeli bizi karşıladı. Türk ailelerine  yakışır bir edayla, çocukları aslan heykellerinin üzerine oturtup o anı fotoğraflamayı ihmal etmedik.Kalenin iç kesimlerine doğru ,doğal güzelliğe güzellik katan ıhlamur ağaçlarının mis kokusunu fark ettik.Artık,kendimize uygun bir yer bulmanın ve ortamın sakin olmasının keyfini çıkarmaya hazırdık.

Çocuklarımızın bize izin verdiği ölçüde ,anı değerlendirmeye çalıştık.Ufak tefek su,ihtiyaç ve kavga ayırma molaları dışında her şey yolundaydı.

 

 

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.